hayat 2


 

Hayat tüm karmaşasıyla yasamaya değer, daha çok yaşatmaya, çünkü insan 'sosyal' bir ferttir ve etrafında olup bitenlerden etkilenir... Her nefes bize hediyedir, emanettir ve ne yazık 'halen' farkına varamadığımız büyük bir nimettir...

 

—Yeryüzü bir misafirhane ve insanda misafirdir... Hiç misafir ev sahibine itiraz edebilir mi, ama doğal olaraktan ikramda ne varsa onu kabul etmeli, şayet itiraz/isyan ederse huzuru kaçar...

 

—insanoğlu bulunduğu yeryüzünün sahibi olan Rabbini seviyorsa, onun nasip ettiğini kabul etmesi gerekir... Rabbini seviyor ki 'derdini de' sevmeli, yoksa bu sevgi ancak ve yalnız dudaklara mahkûm olarak kalır...

 

—insanoğlu nedense memnun olmasını öğrenemez ve kanaatkâr değildir, hâlbuki en büyük zenginlik kanaatkâr olmaktır... Kimse kimseye üstün olamaz hatta herkes birbirine imrenir, hep daha iyiye ve güzeline göz koyar, hiç yoktan hayati kendine zehir eder ama bundan da habersiz yasar...

 

-Bir insanin kaç sene ömrü var acaba düşündün mü?? Birçoğunun 'güya' 3 günlük dünya diye aldandığı 'ömür' acaba sence kaç atomdan oluşur... Bitmek bilmeyen sonsuz sandığımız ömrümüz aslında algıladığımızdan daha da kısadır, aldığımız nefes kadardır...

 

—Kişi BENCE bir 'an'a bağımlıdır, çünkü o an onun için beyniyle ve kalbiyle hissettiği andır, var olandır... Geçmişi tarihe karıştı, geleceği garanti değil, o zaman 3 günden bahsetmek niye, ANI değerlendirebilmeli değilmidir sence de !!

 

-Bir insan, bebek olarak gelir dünyaya ve ne zaman büyüyecek diye sabredemeyiz ama günler, aylar hatta seneler geçer ve geriye baktığında yaşantısı sanki Rüya gibidir ve hani nerde onca yaşanan anlar, hayaller nerde??

 

—insan kendini Dünyada 'olumsuz' çok oyalar ve aldanır... Öylece kapanan kapı ardına bakakalır ve açılan yeni kapıları göremez... Böylece kaçırır yeni fırsatları ve mutlu olamaz... Ne geride bıraktıklarından memnun kalır nede yeni kavuştuğu anla barışık yasar...

 

—Fırsatlar gelir gider, isler yapılır biter, her nefesimizde 'zaman' tüketiriz, hatta güler ağlarız ama hesabini hiç düşünmeyiz... Yoksa sende benim kadar meşgul müsün ve yaşıyorum sanıp düşünmeden teslim ettin günü birlik hayatin akışına kendini ve unutup yolcu ettin 'özündeki' sevdanın hayallerini...

 

—Yoksa fazladan takıntılarınla oyalandığında kavuştuğun "özel bir an’ın" farkına varmadan yaşadın...

 

—Kişi sahip olduklarıyla mutlu olmasını, gülümsemesini bilemez ama bilmeli yoksa huzuru bulamaz, mutsuz olur... Böylece çevresine bulaştırır onu saran korkuları ve hüzünlerini asamaz...

 

—Dünyanın döndüğü bir gerçekte bizler nerelerdeyiz, hangi takvimin yaprağında hangi şiirin mısrasında geziniriz... İnsan bilmece misali, hep kendini arar bir ömür boyu ama bulamaz nedense aynadan hariç bir yerde...

-Beni ben yapan gerçek olan görüntümü yoksa damarımda akan kan mı, yoksa hayalini kurduğum kimlik nerde, özlediğim, uğruna kendimden beni vazgeçtiren Egom??

 

—Bir gülü seyret dalında, yasarken son sahnesini hayatinin... Gizlice seyret; Solan bir gülün feryadını hayal edebilir misin? Nefes alış verişlerini sayabilir misin? Beklenmedik bir sona doğru haykırışını hissedebilir misin?

 

—Solsa bile rengi, bedeninden süzülse bile yaprakları birbiri ardına acımasızca toprağa ama yinede umudu yok olmadı, son dirhem saniyeler hesaplarcasına, BAHAR ile yeniden kavuşacağı ani düşünüp nefesini tuttu ve fısıldayarak SÖZ verdi bahara yine geleceğim dercesine...

 

—insanda doğar yasar ve zamanı gelince ölümü tadar ve son yolculuğunda olup bitenlere bilakis kendide şaşar... Nerede olduğunu bilemez ve bilmekte istemez ama can verir sanar ama solmuş bir gül misali olsa da, halen hayattayım sanar, aldanır ve kendine yenilir tekrar tekrar...

 

—Yaradan, KUL olma şerefini nasip etmişken bize, neden ve kime nazlanırız da çıkamayız bu tutsaklıktan, bakarız ama göremeyiz hayatin tuzaklarını... Hapsetmişiz özümüzü ve sözümüzü bir GÜL misali sonraki bahara sanki... Hâlbuki sürekli yenilenen 'bahar' yalnız ve şüphesiz GÜL için geçerli...

 

—Bir GÜL her sene sonbaharını yasar ama yenilenmek adına yeni bir bahara doğru yol alır, çünkü onun için henüz ümitler bitmedi ve hayaller son bulmadı... Fakat unutmamalı, insanin son baharı bir kere gerçekleşir, onun sonbaharı olgunlaştığı an’dır... Eğer ki hayatinin yazında ki$a hazırlığını iyi yaptıysa insan son baharında rahat edecektir hatta huzur bulacaktır...

 

—Fakat 'hayatinin' ilkbaharında beyhude geçirmişse zamanını, yazında vurdumduymaz davrandıysa, son baharında pişmanlıklarla boğuşacaktır ve gelen KIS onu düşündürecek daha kötüsü KIS ona (maazallah) zehir zıkkım olacaktır...

 

-Gaybı bilmemek bazılarına takıntı yapabilir... İnsanin yararına olsa bilmeyi de nasip etmezmiydi Yaradan... Sevgi ile var olduk, sevgi ile yaşıyoruz ve umudumuzu yitirmezsek SEVGI ile var olmaya devam edeceğiz bir başka boyutta... Sevgi adına beklentisi olanın umudu halen var demektir, farkında olmasa bile...

 

—O halde kendimize iyilik yapmalı yarınlara umutla sarılmalı ve günümüzü en iyisiyle, güzeliyle yasamaya gayret etmeli... Elden ne gelirse o kadarını yapmalı... Yaradan bilmemiz gerekeni bildirdi ve gerisinde irademiz ile bize bıraktı ve sonsuz tövbe’ler ve ümitlerle bizlere lütuf da bulundu, bu yetmez mi?...

 

*Zorla kendini ve derin düşün... her şey rağmen HAYAT yasamaya değer değil mi???

 

—Pişmanlıklara yenik düşme... Pişmanlıklara takılıp kalırsan, hiç bir zaman yeni başlangıçlara imkânın olmaz yoksa... VE... Yeni başlangıçlar uyanıştır ve başlamak için hiç bir zaman GEC değildir...

—Ne demiş büyük düşünür Ahmet Hulusi "yaşadığın sürece is isten geçmemiştir."

SHK / 27.11.2008


Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !